Az önce Greta oto adında bir kelebek türünün varlığını keşfettim.
Meksika ve Panama bölgesinde yaşayan bu kelebeğin en dikkat çekici özelliği şeffaf kanatlarının olması.
En mükemmel kamuflaj yöntemi bu olsa gerek. Bugün doğaya tekrar hayran oldum!

Az önce Greta oto adında bir kelebek türünün varlığını keşfettim.
Meksika ve Panama bölgesinde yaşayan bu kelebeğin en dikkat çekici özelliği şeffaf kanatlarının olması.
En mükemmel kamuflaj yöntemi bu olsa gerek. Bugün doğaya tekrar hayran oldum!
8-9 sene kadar önceydi. Üniversitede öğrenci olduğum yıllar. Yakın bir Kürt arkadaşım, ilerde Kürtçe televizyon olacağını, Kürtçe eğitim yapılacağını ve benzeri birçok fikrini belirtmişti. Aldığım resmi eğitimin oluşturduğu refleksle, “Hadi canım o kadar da olmaz!” demiştim. Şimdi o arkadaşımın söylediklerinin birer birer gerçekleşmesini hayretle izliyorum.
Dün aynı arkadaşımla tekrar konuştuk. “Bu sorun zor çözülür. Bir sürü insanın evladı öldü. Bu insanlar MHP ve CHP’nin de kışkırtmasıyla ‘Boşu boşuna mı öldü bizim çocuklarımız. Böyle bir açılım olmaz!’ der yaygarayı koparırlar.” dedim. O da cevap verdi: “Evet boşuna öldüler! İnsanların buna alışması gerekecek.”. Şu an bunun düşüncesi garip geliyor ama sanırım bir 10 sene sonra, insanlar bu gerçeğe de alışacak.
Son 25-30 senede o kadar gereksiz yere zarar uğradı ki Türkiye. Zararın neresinden dönülse kar. AKP’nin attığı bu adımın değerini sağduyulu insanlarımız anlıyor. Yalnız bu iş bir tek AKP’yle bitmiyor. Umarım CHP ve MHP ortalığı çok bulandıramazlar.
“Biz artık şu soruyu soruyoruz, hem de yüksek sesle, gür sesle; eğer Türkiye enerjisini, bütçesini, kazanımlarını, bütün bunların ötesinde huzurunu, refahını, gencecik fidan gibi delikanlılarını teröre kurban etmeseydi, Türkiye son 25 yılını terörle, çatışmayla, olağanüstü hal ile faili meçhullerle, boşaltılan köylerle, üzerine ayyıldızlı bayrağımızın örtüldüğü tabut görüntüleriyle heba etmeseydi bugün nerede olurdu? Eğer sorun daha ortaya çıkarken fark edilip gerekli tedbirler alınabilseydi, eğer mesele büyümeden çözüme kavuşturulsaydı on binlerce insanımız hayatını kaybetmeden, on binlercesi yaralanmadan ve yüz binlercesi mağdur olmadan bu mesele suhuletle çözülmüş olsaydı bugün Türkiye nerede olurdu? Bu soruları çoğaltarak sormanızı istiyorum. Milletçe sormamızı istiyorum. Ne oldu, nerede yanlış yapıldı? Nerede yanlış politikalar uygulandı, nerede yanlış tavırlar sergilendi?”
Dün Google’ın resmi blogundan yapılan açıklamaya göre, şirket bu yıl içerisinde Google Chrome OS adında bir işletim sistemi çıkaracak. İlk olarak dizüstü bilgisayarları hedef alacak açık kaynaklı işletim sisteminin basit ve güvenli olması hedefleniyor.
Google’ın bu adımı, Microsoft’un yazılım krallığını sarsacağa benziyor. Belki etkisi bir anda hissedilmeyecek ama bu adım zaman içinde Microsoft’un pazar payının düşmesine yol açacak.
Peter İlkesi şöyle der:
Bir hiyerarşi içerisinde, her çalışan yetersizlik
gösterdiği noktaya terfi etme eğilimi gösterir.
Eğer bir çalışan başarılı olduğu sürece terfi ettiriliyor ise bu çalışan bir süre sonra öyle bir pozisyona gelecektir ki artık işini başarıyla yapamıyordur.
Bulunduğu pozisyondan yukarı terfi etmesi mümkün olmadığı için, çalışan yetersiz bir şekilde işine devam eder.
Peter İlkesi’nden yola çıkarak şöyle bir sonuca varabiliriz:
Bir hiyerarşide, herhangi bir pozisyonda eninde sonunda
o işi yeterli kadar iyi yapamayan bir çalışan olacaktır.
Devletin tepesindeki kurumlardaki aksaklıklar bundan olmasın?
Satranç yılların eskimeyen oyunu. Kuralları çok karmaşık değil ve satranç severlere her oyun birbirinden farklı bir macera sunuyor .
İnsan psikolojisi ve zekası için eşsiz bir sınav sunuyor satranç tahtası. Altmışdört kare üstünde ne yenilgiler, ne galibiyetler yaşandı şimdiye kadar.
Eskiden birbirinden uzakta olan satranç severler, posta ile oynarlarmış bu oyunu. Birbirlerine sırasıyla hamlelerin yazılı olduğu mektuplar yollarlarmış. Bir oyun aylarca hatta yıllarca sürermiş.
Çağımızın hızında uzaktan oynanan oyunların hızlanması da kaçınılmazdı. Şimdi dünyanın her hangi yerinde olan iki oyuncu, eş zamanlı satranç oynayabiliyor.
Benim bahsetmek istediğim ise elektronik posta ile oynanan satranç. Bu tür oyunların canlı oyunlara göre avantajı, oyun boyunca internette kalmanıza gerek olmaması. Karşı taraf hamle yaptığında size gelen email ile haberdar ediliyorsunuz. Sonrasinda istediğiniz kadar düşünüp hamlenize karar verdiğinizde arkadaşınıza yolluyorsunuz.
Aşağıdaki ücretsiz hizmeti veren SoundChess.
Bu site grafikleriyle benzer ücretsiz hizmet veren siteler arasında öne çıkıyor. Üyelik gerektirmemesi de ayrı bir güzellik. Eğer benimle bir oyun oynamak isterseniz saksagan81@gmail.com adresine bir davet yollamaniz yeterli.
İç dünyamiz, bir sarkaç gibi geçmişle gelecek arasında sallanıyor. An geliyor yenilik görmek istiyoruz, an geliyor geçmişe sığınıyoruz.
Bir çocuk için herşey yenidir. Ölmeye yakın bir ihtiyar için ise herşey eski. Peki ya bunun ortası? Geçmişteki tecrübeleriyle, geleceğe uzanmak isteyen birisi hangi tarafa daha yakın?
“Dün dünde kaldı, bugün yeni şeyler söylemek lazım cancağızım.” demiş Mevlana. Ama dünü bir kenara atıp, yola devam etmek mümkün mü? Tecrübeler arttıkça, daha önceden yapılanları tekrar etmeye başlamıyor muyuz?
Güzellikleri yeniden seyredince, hafızamızdaki hatıra kadar parlak olmadığını görüyoruz. Tecrübelerimiz bu yüzden hayatımızı sıkıcı hale getiriyorlar. Diğer taraftan, geçmişte yaptığımız hatalara yeniden düşmemizi engelliyorlar.
Bir çocuk gibi meraklı, yaşlı bir bilge gibi güvende olmadıkça geçmişle gelecek arasındaki sarkaç sallanacak.
Yeniden başlarken Türkçe karakterler kullanıyor olmak çok güzel. Kaybolan noktalar, hoşgeldiniz.
Türkiye’ye geleli bir ay oldu. Gurbet ve mezuniyet yorgunluğunu artık gitti.
Dün gece ne yapayım, ne yapayım derken blog açmaya karar verdim. Yeni bir tema ve isim yerine buraya devam etmek daha cazip geldi.
Amerika gunleri cok yakinda bitiyor benim icin. Bu blog da…
Takip eden, yorumlariyla destek veren herkese tesekkur ediyorum.
Sevgiyle kalin.
Her siyahın bir beyazi
Gecelerin gunduzu de vardir